‘KESKİN SİRKE,KÜPÜNE ZARAR VERİR !’

Wext: Tuesday, 31.January. @ 00:00:00 CET

Mijar:


Swêd, 30. 01. 2006 — / KÜRDOKYA bildirgesini heyecanla okurken, geçmişte verilen mücadeleler biçimini, sosyalist argumanlarla donatılan örgütlülük yapı ve dokularını anımsadım. Her şey çok uç noktalardan alınmış.. Cilalanmış söylemler ardından yuvarlanan istemler çok lüks’e kaçıyor. ’Ulusal, devrimci, demokratik, emekçi, iktidar iniyatifi..’ söylemi, Günümüz dünya gerçeği ve Kürdistan sosyal yapısıyla örtüşmüyor..! / Kuzey Kürdistan siyasal ve toplumsal örgütlenmesindeki belirsizliği ve tıkanıklığı aşmak için, geçmişte verilen onca ağır bedelleri, Devrimci yaşamın kitle dayanaklarımız üzerindeki etkileri, dünya devrimci hareketin geldiği aşama ve günümüzdeki önemi’nin doğru bir muhasebesini yapmadan, mukim siyasal yapıların yetersizliğinden dehşete kapılarak, varolan yapı taşlarını, statükocu, gerici, işbirlikçi olarak mahküm etmek, tümden redetmek anlamındadır.

Bunun yerine yeni bir oluşumu ikama ederek, sosyalist ilkelerle hayata geçirme anlayışı hemde legal alanda mümkün görülmediği gibi, savunulan ilke ve prensiplere de aykırıdır.

Genel olarak Kürdokya bildirgesi’nde açıkça ifade edilen görüşler, haklı olan doğrularda ağır basmakla beraber. bazılarına çok cazip gelebilir. Ne varki legal alanda örgütlenme ve yapılanması istemi TC yasal prosedürüne uygun değildir. Çünkü Kürd ulusal sorununun başta en büyük sebebi ; ırkçı, inkarcı, asimilasyoncu ve soykırım, politik eğilim ve yaptırımları içinde olan bizzat TC’nin kendisidir. Kaldıki bu militarist sosyal şöven rejim nasıl olurda Kendi sosyalist partilerini birbir kapatırken, komünistlerini demir yumrukla ezerken ; Hem Kürd ulusalcı, hem devrimci bir partinin kurulmasına müsade eder. ?

NATO üyesi büyük bir askeri potansiyele sahip, ayni zamanda bu konvansiyonel gücün içinde oluşturulan gladio ( Konturgerilla) askeri güç bizzat devrimci, demokrat yapıları boğmak için oluşturulmuşsa Faili meçhul ! Cinayetler Kürd aydın ve siyasi karizmaların katledilmesi, Kürdistandaki karanlık ve insanlık dışı yaptırımlarla yaşadığımız iklimde bütün canlı ortamı yerle bir eden, zorunlu göçle sosyal dengeyi alt üst eden bu karanlık güç odakları Kürdokya ilerici ve devrimci oluşumuna karne verir mi dersiniz ?

Bunları, geçmiş mücadele yaşamı ve birikiminden bir takım dersler çıkartarak yazıyorum. Bir dönemler Teorik olarak algılamaya ve pratik yaşamda uygulamaya çalıştığımız sosyalist öğreti, insanlığa yer yüzü cennettini vaad eden bir ütopya olarak kaldı. ’Bağımsız - Birleşik - Demokratik ve Özgür Kürdistan’ şiari gibi.

Kürdistan siyasal yapıları örgüsüne baktığımızda küçümsenmeyecek bir oranda demokratik, ilerici, devrimci nüvelerle ortaya çıktılar.

Ancak dünyada genelinde büyük sermaye ulusları, sosyalist ülkelere ve ulusal kurtuluş hareketlerine karşı girdikleri mücadelede yaşanan yenilgi ve kırılma sonucu devrimci gelişmelerin dalga kıranı olarak yaşama hükm ederek önemli mevzileri ele geçirdiler.

Güneydeki kazanımlar acaba salt Kürd siyasi iredesi sonucu mu elde edilmiş ? Oradaki Kürd siyasi yapıları çok ilerici, sosyalisttir demek mümkün mü ?

Güneyde koşullar ve süreç farklı işliyor ve oradaki kürd ulusal otoritesi, bölgedeki değişim tufanında fırtınalara kapılmamak için, yerinde aldığı kararlar ve kurduğu uluslararası ittifaklar sonucu meşru zemini yakalamış görünmesine rağmen, ABD - İsrail - TC ve Nato itifaki sonucu İrana karşı yapılması planlanan askeri yaptırımlarla, BOP ( büyük ortadoğu projesi ) ile ortadoğu statükosu değişime uğratılmak isteniyor. Bu aşamada güney Kürdlerinin etkisi ve kazanımları artabilir, beklenilmedik sürpriz gelişmelerle sekteye de uğraması mümkün !

ABD ( ittifak ortaklarıyla ) dünya jandarmalığını sürdürüyor. İstediği ülkenin yönetimine askeri yaptırımla müdahale ederek, idari sistemini kendi çıkar hesaplarına uyum gösterecek bir biçimde değişikliğe uğratan yapılanmalara gidiyor. İstediği örgütü ve onun liderini etkisiz hale getirebiliyor. Saddamın devrilmesi ve yakalanarak mahkeme edilmesi gibi, Apo’yu paketleyerek TC’ye çıkar amaçlı anlaşmalar sonucu teslim etmesi gibi.

Niye bunları anlatıyorum.? Çünkü sözkonusu devrimci ve ilerici Kürd partisi’ne, AB ve BM tarafından uluslararası sözleşmeler gereği yapılan baskılar sonucu, hasbel kader TC tarafından yasal bir meşruluk verilse bile buna ABD ve Nato müsade etmez. Belki bu arkadaşlar;’ biz Kürd sosyalist partisi olarak illegal olarak ortaya çıkarız TC yasalarına göre icazetli kurulmuş bir parti olarak değil’ diyebilirler. Ama realite o değil !

Geçmiş olaylardan ibret almayanlar, olaylara ibret olurlar ! Çünkü geçmişte varolan Kürd örgüt ve partileri illegal ve ilerici, devrimci argümanlara sahiptiler. Bu güne kadar mücadelede ne kadar başarılı oldularsa o ayrı bir muhakeme sorunu !! O parti ve örgütlerin ilerici ve devrimci programlarına bir göz atmak gerek; sözüm ona sosyalist ülkelerde var olan program ve tüzüklerden de ileri argumanlara sahipler. Pratik uygulamasında sorunlar yaşandı. Kitle dayanaklarını o yaşam felsefesiyle donatamadılar, dönüştüremediler. Özel savaş konsepti ile uygulanan zorunlu göç ve imha politikası karşısında alanı terk ederek mücadele zemininin dışına düştüler. Bu nedenle sahiplenemediler ve giderek etkilerini yitirdiler. Bu durum yalınız bizim yaşadığımız coğrafyada zuhur etmedi. Dünya genelinde uygulanan bir yaptırım sonucu oluştu. Bu nedenle eskiyi tekrar etmenin yararını görmüyorum. Tabiri caiz ise o süreçte keskin sirke olan eğilimler salt kendi küpüne zarar verdiler. !

Çünkü yüzyılların sömürgeci hegemonayası altında ezilen; Otoriter ve totaliter rejimlerin, din ve hilafetin tahhakümü ile cehalete, yoksulluğa ve karanlığa itilerek yok edilmeye çalışılan Kürd insanının beğenilerine hakim olan duygular farklıydı. Bu gün ise sömürgeci ve emperyal Kültür dayatmalarından etkilenen kitleler bütün değerleriyle çürümeye terkedilmiş bir halet-i ruhiye içindedirler.

Geçmiş yaşamları ve bugün yaşanılanları tespit ederek mücadeleye doğru aktarmak gerekir.

Dünyadaki konjuktürel durum ve dengeler farklı. Parçalanmış Kürdistanın her parçasındaki süreç ve koşullar farklı işliyor. Kürdistanı kendi aralarında parçalayan sömürgeci devletlerin politik yaptırımları ve uluslararası ittifak ilişkileri, çıkar ilişkileri birbirileri ile çatışma içinde..

Ulusal kurtuluş hareketleri de sürece ve koşullara göre değişmek zorundadırlar.

Güney Kürdistan siyasi otoritesi uluslararası ittifak ilişkileri sonucu; bu sürece ve koşullara doğru müdahale ederek birlik eksenli çalışmalarına ivme kazandırıyor olmasını ‘emperyalist işbirlikçisi’’ gerici ilişkiler’vs. olarak ele almak doğru mu ? Bu ilişkiler bütünü içinde ilericiler, devrimciler yokmu ? Bunlar ruhlarını emperyalistlere satıyor diyebilirmiyiz ? O zaman ‘biz sosyalist, ilerici, devrimci bir kürdistan istiyoruz’ diyerek güney Kürdistan kazanımlarından vaz geçmemiz mi gerekir ! ?

Bunları ifade ederken birey olarak sosylist ütopyalarımdan vazgeçmiş değilim. Benim gönlümde de ‘sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz ve özgür..’ bir dünya yatıyor.

Kuzey Kürdistan da örgütlenme ve yeniden inşa süreci epey sancılı geçeceği böylesi uç çıkışlardan belli. Ancak süreç ve koşullar böylesi bir yapılanmayi içinde barındırmaz ve ulusal sorunun çözümü açısından itici olan bu dokuyu baştan yenilgi olarak kabullenmek gerekir. Çünkü ne ulusal nede uluslararası koşullar böylesi bir yapılanmaya olanak vermez !

Daha baştan geçmiş mücadele değerlerini yadsıyarak, onların ölümü üzerine kendi varlığını ikame etmeye çalışan böylesi bir eğilimin ne kadar başarı şansı olabilir dersiniz ?

Bu önemli bir tartışma sorunu. Kaldıki bu kuruluş bildirgesi bir muştu gibi bütün Kuzey Kürdlerinin sanal ortamından, yayın organlarından yorumsuz olarak geçiyor. Bu sessiz geçişin anlamı ‘tarafım, onaylıyorum, kabulleniyorum..’ demek değil de nedir !

Kuzey Kürdistan siyasetinin içine girdiği belirsizlik - dağınıklık ve örgütsüzlük sürecini aşmanın yolu geçmiş mücadelelerin doğru muhasebesini yaparak, olumsuzlukların, tıkanıklıkların sebeplerini açığa çıkartarak, mücadele içinde olan yapılarla kurulacak ilişki ve karşılıklı bilgilendirme sonucu ortaya çıkacak ulusal konseptle birlikte amaç ve hedeflere kilitlenerek giderileceğine inanıyorum.

Kuzey Kürdistanda ayni argumanları siyasal programlarının süs ve lüksü haline getiren onlarca yapı var. Ve mücadele yıllarında hiç bir güç bu reçeteyi ulusal programla ilişkilendirerek pratik yaşama kazandıramadı. Kürdokya bildirgesini hazırlayanlar eskiyen her şeye saldıran, geçmiş mücadele değerlerini red eden ve yenilikçi bir iddianın paradoksu içinde belki de zaman kayıpettirecek, geleceği öngörmede icraatı gösterişinden fazla olmayan siyasal bir hayal gücünün sınırlarını zorlamaktadırlar.

Örgüsü ateşten bu gömleği giyene aşk olsun......

Swêd, 30. 01. 2006

Adil Duran

Kurdistan Welatê Kurdaye - Her Bijî Kurd û Kurdistan

http://www.pdk-xoybun.com

http://www.xoybun.com/extra/slide/Unbenannt-2.swf








Navnîşana ev nûçe jê hatî: PDK-XOYBUN; wiha, di xizmeta, Kurd û Kurdistanê daye : Pirojeya Kurdistana Mezin, Pirojeyên Aborî û Avakirin, Pirojeyên Cand û Huner, Lêkolîna Dîroka Kurdistanê, Perwerdeya Zimanê Kurdî, Perwerdeya Zanîn û Sîyasî, Weşana Malper û TV yên Kurdistane.
http://www.pdk-xoybun.com - www.xoybun.com

Bo ev nûçe navnîşan:
http://www.pdk-xoybun.com - www.xoybun.com/modules.php?name=News&file=article&sid=6622